Erken Yaşamı ve Eğitimi
1 Haziran 1962’de Korgan/Tepealan’a bağlı Düzdağ’da dünyaya gelen Prof. Dr. Erdoğan OKUŞ, henüz ilkokul çağına gelmeden iki kız kardeşi ve ailesiyle birlikte İstanbul’a, Üsküdar’a göç eder.
1968 yılında İstanbul’a göç ettiklerini anlatan kız kardeşi Bahtinur Şimşek, “Üsküdar’a gelince abimi yakındaki bir okula kaydettirmiş babam, zekasıyla hemen ilkokul öğretmeninin dikkatini çekmiş” dedi. Çocukken yazları köye gittiklerini ifade eden Şimşek, abisinin memleketini çok sevdiğini ve gençliğinde de memlekete gittiğinde sanki yıllardır orada yaşıyormuşçasına insanlarla iletişim kurduğunu söyledi.
Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi kurucu Rektörü Prof. Dr. Musa Duman,“İlkokula gittiğimiz yıllarda çok az da olsa çevre köylerden okumak için civar ilçe ve illerdeki okullara gitmiş, yahut ailesiyle birlikte şehir merkezlerine göçmüş aileler duyuyoruz. Filan aile Niksar’a, filan aile Samsun’a göçmüş, filanlar İstanbul’daymışlar vs… Bu ailelerin çocukları genel olarak öğretmenlik veya imamlık tahsili görüyorlar. Ben de bu yıllarda amcamın oğlu rahmetli Mustafa ile Çorum’da İmam Hatip Lisesinde öğrenciyiz. Bu sebeple okul öğrencileriyle tanışma hevesi doğuyor. Bunların önemli bir kısmıyla tatillerde köylerine gelip giderken Güllü’de tanışıyoruz, hasbihal ediyoruz, siyasi ve sosyal içerikli sohbetler yapıyoruz. Değişik köylerden Karacalar, Gaziler, Fidanlar, Bektaşlar, Baltalar, Uçmalardan değişik yerlerde tahsil gören gençler… Kimisiyle yakın dostluklar geliştiriyoruz, siyasi yakınlık da olunca bu ilişkilerimiz daha da kolaylaşıyor ve samimileşiyor.” Diyerek başladığı sözlerine o dönem okullarda okuyanların genellikle öğretmenlik ve imamlık için tahsil gören gençler olduğunu ekledi ve Erdoğan Okuş’la ilk karşılaşması, diyaloğu ve şaşkınlığını ise şu sözlerle ifade ediyor;
“1970’li yıllar olmalı. Dükkanımızda ağabeyime enişte diye hitap eden ve cevval, özgüveni yüksek, bizim çekinerek konuştuğumuz büyüklerimizle rahat rahat konuşabilen, düzgün giyimli, sevimli çehreli bir genç… Daha önceden tanıdığımız merhum İsmet Uçma ile beraber memleket ziyaretine gelmişler. Daha önce karşılaşmamışız. Ailesi, Düzdağ’dan İstanbul’a göçmüş, annesi Abdurrahim ağabeyimin eşi Hacer yengenin akrabası imiş, o yüzden enişte diye hitap edermiş. Annesinin akrabası birinin eşine enişte diye hitap etmek ve diyalog kurmak bile o yaşta herkesin cesaret edemeyeceği farklılık alameti. Biz de tanıştık tabi ki. Ne okuyorsun, nerde okuyorsun gibi sorularla birbirimize açılıyoruz. O yaşlarda bizim için deniz demek hamsi demek, balık-deniz ilişkisi dışında bir anlamı yok. Ben deniz ve denizcilikle ilgili okul olabileceğini, bunun bir tahsil konusu olduğunu ilk defa ondan öğreniyorum. Daha başka şeyler de konuştuk elbette. Büyüklerimiz kendi aralarında konuşurlarken biz de dükkandan ayrılana kadar sohbet ettik. Konuştukça birbirimize daha da ısındık ve haberleşmek üzere ayrıldık. Ama hatırlayabildiğim kadarıyla ben İstanbul’a gidene kadar bir daha da haberleşemedik.”
Mesleki Yönelimi ve Akademik Kariyeri
Erdoğan Okuş, Üsküdar’da gittiği ilkokulun ardından Türkiye'nin alanındaki en yetkin kurumlarından biri olan Beykoz Su Ürünleri Meslek Lisesi’nde eğitim alır. Türk ve Japon akademisyenlerden aldığı bu ortaöğretim, mesleki altyapısının da temel taşını oluşturur. Lise eğitiminin ardından Ege Üniversitesi Biyolojik Oşinografi Bölümünü kazanır. Dalış sporu ve disiplinine ilgisi de yine bu yıllarda başlar. Üniversite eğitimi sonrası ise akademik kariyere yönelir.
Hocalarının İzmir’de kalması yönündeki tekliflerine rağmen İstanbul’a ailesinin yanına dönen Erdoğan Okuş, İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Coğrafya Enstitüsü’nde yüksek lisansa başlar ve Marmara Adaları’nın makrobentik tür çeşitliliği üzerine tezini tamamlar.
Aynı dönemde Türk Donanmasına ait Çubuklu Dalgıç Okulu tarafından sivillere ilk kez açılan "Kurbağa Adam" kursunu birincilikle bitirerek zorlu bir askeri eğitimi başarıyla tamamlar.
Bugünkü adı İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü olan enstitüde doktora eğitimini yarım bırakarak İngiltere’nin Swansea kentinde bulunan University of Wales (Swansea) Marine Biology Bölümü’nde doktorasını tamamlar. Swansea’de bulunduğu yıllarda Türk Cemiyeti’ni kurarak Türk öğrenciler arasında bir dayanışma köprüsü oluşturur; ayrıca bilimsel dalış standartlarının Türkiye'ye kazandırılması için yoğun çalışmalar yürütür.
Deniz Çevre Kazalarıyla Mücadele ve Çalışmaları
Doktora eğitimini tamamlayıp yurda dönen Erdoğan Okuş yoğun koşturmacalarına hem sahada hem de masada devam eder. Kız kardeşi Bahtinur Şimşek o günleri anlatırken “Abim o kadar yoğun çalışıyordu ki vaktinin çoğunu Okulunda ve sahada geçiriyor, bu yetmiyor eve gelince de çalışmalarına devam ediyordu. Hatta biz kendisine zaman zaman söylenirdik, Abi Okulun tüm işlerini sana mı yaptırıyorlar, diye” dedi.
Aynı üniversitede oda arkadaşı olup birçok projede ortak çalışmalar da yapan İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Fiziksel Oşinografi ve Deniz Biyolojisi öğretim üyesi Doç. Dr. Ahsen Yüksek, Prof. Dr. Erdoğan Okuş’un hem insani hem de akademik yönlerini Korgan Mecmuasına anlattı. Erdoğan Hocanın, memleketi Korgan’ı ve köyünü her fırsatta kendilerine anlattığını ifade eden Yüksek, özellikle İstanbul’a göç ederken babaannesinin “Bu çocuk çok çelimsiz bunu İstanbul’a götürmeyin, ben bakarım” demesini her zaman tebessümle anlattığını ifade ederek akademik çalışmaları hakkında bilgi verdi:
“Türkiye’ye döner dönmez, denizlerdeki petrol kirliliğiyle mücadelede ön safta yer aldı. 1994’te İstanbul Boğazı’nın Karadeniz girişinde meydana gelen NASIA tanker kazası, onun önderliğinde yürütülen bilimsel çalışmalarla Türkiye’nin zararlarını tamamen tazmin edebildiği ilk çevre kazası olarak tarihe geçti. Ardından TPAO (1997) ve VOLGONEFT-248 (1999) kazalarında da Valilik komisyonlarında aktif görev aldı; bilimsel delillerle çevresel zararların azaltılmasında öncü oldu. Bu çalışmalar, Türkiye’nin deniz kazalarına verdiği bilimsel yanıtların temelini oluşturdu.”
Prof. Dr. Erdoğan Okuş’un Türkiye Cumhuriyeti Devletine çevre kazalarında zararın tazmini konusunda ufuk açtığını belirten Doç. Dr. Ahsen Yüksek:
“Ancak Erdoğan Hocanın en bilinen mücadelesi, denizlerin görünmeyen yaralarını iyileştirmekti. Haliç ve İstanbul Boğazı’nda yürüttüğü uzun dönemli izleme projeleri, Türkiye’de çevresel rehabilitasyonun simgesi haline geldi. “Haliç Yaşıyor” belgeselindeki öncülüğü, yalnızca bir çevre başarısı değil; kent bilinci açısından da unutulmaz bir örnekti. Haliç’in yeniden nefes almasını sağlayan bilim insanı olarak, suyun altındaki değişimi halka anlatmayı başarmıştı.” diyen Doç. Dr. Yüksek, sözlerine şöyle devam etti; "Onun öncülüğünde yürütülen biyolojik çeşitlilik araştırması ve genel kirlilik izleme programları, bugün “Bütünleşik Deniz İzleme Projesi”nin temelini oluşturdu. Marmara’dan Karadeniz’e kadar uzanan bu sistem, Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmesinde belirleyici rol oynamaktadır. Bir diğer tutkusu ise “bilimsel dalış ekibi” kurmaktı. Datça-Bozburun ve Gökova projelerinde kurduğu profesyonel akademik dalış takımıyla deniz biyolojik çeşitliliğini belgeledi, deniz çayırlarının ve özel koruma alanlarının yönetimine öncülük etti. Elde edilen veriler bugün hâlâ çevre yönetimi ve eğitim programlarında referans kabul edilmektedir.”
Vefatı ve Bıraktığı Miras
Prof. Dr. Erdoğan Okuş, bir Karadeniz evladı olarak yıllar süren uğraşlar sonucu altyapısı tamamlanan “Karadeniz Kirlilik İzleme Projesi” kapsamında Samsun/Çarşamba’da araştırmalar yapıyordu. 9 Nisan 2006’da kirlilik numunesi almak için açıldığı teknenin alabora olması sonucu hayatını kaybetti.
Görev yaptığı araştırma gemisinde makinist olarak çalışan Tahir Bildik olay anını şöyle anlattı:“Günlerden Pazardı. Samsun Çarşamba’da, Çarşamba ırmağının denize aktığı yerden numune alacaktık. Hava -5 dereceydi. Gemiden tekneye geçip,tekneyle gidilecek. Bu işlerle ilgilenen arkadaşlar olmasına rağmen Hoca ısrarla ben gideceğim dedi. Açıldılar, bir dalga çıktı, tekne alabora oldu.Kendisi aynı zamanda dalgıç hocasıydı.Hızlıca gittik, tekne birden alabora olunca kafasını çarpıp bayılmış, 50 cm ya vardı ya yoktu, hastaneye yetiştiremeden kaybettik” dedi.
Prof. Dr. Erdoğan Okuş’un Enstitü bünyesinde yürüttüğü çalışmaların yanı sıra Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNDP) bir alt kolu olan Küresel Çevre Organizasyonu’nun (GEF) Karadeniz bölümünde Türkiye’yi temsil ettiğini ifade eden Doç. Dr. Ahsen Yüksek;
“9 Nisan 2006 tarihinde hayatını kaybetmesine neden olan kaza da kendisinin yıllar süren uğraşları sonucu altyapısı tamamlanıp, 2004 yılında başlatılan “Karadeniz Kirlilik İzleme Projesi”nde meydana gelmiştir. Bu araştırmalar günümüzde “Bütünleşik Deniz İzleme Projesi” kapsamında hala devam etmekte ve ülkemizin uluslararası sözleşmelerde yükümlerini yerine getirmesi yanı sıra merkezi ve yerel yönetimlerce çevresel kararların alınmasına katkı sağlamaktadır. Karadeniz e yaptığı katkılardan dolayı The Commission On The Protection Of The Black Sea Against Pollution tarafından Kasım 2010 da “Black Sea Medal Awards” ödülüne layık görülmüştür.” dedi.
O gün orada yaşadıklarını “hayatımın en acı günüydü” diye özetleyen Doç.Dr. Ahsen Yüksek sözlerine şu şekilde devam etti: “Aslında Erdoğan Hocanın denizle tanışması ortaokul yıllarına dayanıyordu. Yazın Boğazın serin sularında arkadaşları ile yüzmeye giderlermiş. Kendilerini akıntıya bırakarak yüzerlermiş. Annesi çok kızarmış boğul da gel bak senin kemiklerini nasıl kırıyorum dermiş. Bunu bize uzun seferlerimizde Korgan anılarını anlatırken anlatmıştı. Çok gülmüştük. Her derin dalışta takılırdık. Boğul gel bak kemiklerini kırarız diye. Yine de her tehlikeli duruma kimseyi göndermez kendi giderdi. O günde hava çok kötü olmasa da Yeşilırmak’ın Karadenize döküldüğü o geniş kumsalda büyük dalgalar vardı. Bot devrildikten sonra uzun süre o azgın dalgalar ve soğuk su ile mücadele etti. Bizim araştırma gemimiz o bölgeye gidemiyordu sığ sulardan dolayı. Kıyıdaki balıkçıların nehir tekneleri onlara ulaştığında çok geçti. Hayatımın en acı günüydü” dedi.
İlk tanışmalarından yaklaşık 15 yıl sonra aynı üniversitenin farklı alanlarında görev yapan aynı yörenin çocukları olarak birbirlerini bulduklarını ifade eden Prof. Dr. Musa Duman:
“Ben Vezneciler’de Edebiyat Fakültesi’nde, o da Süleymaniye’ye doğru birkaç sokak ilerde. O beni ziyarete geldi, ben ona ziyarete gittim, evlerimizde de ziyaretlerimiz oldu, haberleştik, görüştük, sohbet ettik… Yıllar böyle geçerken… Bir haber geldi. Erdoğan Samsun’da, Çarşamba’da, denizde kaza geçirmiş. Denizde kirlilik araştırması yaparken, bulunduğu bot dalgalar yüzünden alabora olmuş, bu sırada kafasını bota çarpıp bayılmış ve boğulmuş. Bu haberin bende uyandırdığı duygu şu olmuştu: Gerçek olabilir mi? Yok canım olmaz öyle şey. Ama olabilir. Adeta denizde büyümüş, her türlü tehlikeye karşı bilgili, donanımlı, eğitimli, balık adam birisi için ne olabilir ki! Sonuçta, denizden çıkmıştır, yine ne yapacağını bilir, tedbirini almıştır… Ölüm her an hepimiz için çok yakın iken, Erdoğan ile ilgili, ölümü ona yakıştırmak bir tarafa aklıma bile gelmemişti. Birkaç yerden teyid etmem lazım idi. Rahmetli İsmet Uçma’yı aramıştım bir ümitle. Ama acı gerçeği kabullenmekten başka çare yoktu. Marmara İlahiyat camisinde öğle namazından sonra cenazesini kaldırmış, Karacaahmet’e defnetmiştik.” dedi.
Yaptığı çoğu çalışmada Türkiye’de ilkleri başlatan Prof. Dr. Erdoğan Okuş ironik bir şekilde yine bir ilki oluşturmuş ve Türk Deniz Bilimleri camiasının ilk şehidi olmuştur diyen Doç. Dr. Ahsen Yüksek;
“Çalıştığı tüm insanların kalbinde taht kuran Prof. Okuş, gemicisinden asistanına, profesöründen teknisyenine kadar herkes tarafından çalışkanlığı, açık sözlülüğü ve sabrı ile tanınıyordu. Fedakarlığı, yetiştirmeye çaba sarf ettiği gençlere hep örnek olan ve eriştiği profesörlük mertebesine rağmen çevresindekilere daima kendisinin de onlardan biri olduğunu hissettiren bu çok özel insan en büyük hayali olan gençlerden kurulu ekibinin ve çalışma arkadaşlarının gözünde daima yeri doldurulamayacak bir lider olarak kalacaktır.” dedi.
44 yaşında elim bir kazada hayatını kaybeden Prof. Dr. Erdoğan Okuş’un kız kardeşi Bahtinur Şimşek, “Abim, inançlı, dinine ve kültürüne bağlı, bu Ülke için çırpınan biriydi. 1990’ların siyasi atmosferinde çok sevdiği Üniversitede inançları uğruna hakkını teslim etmeyip profesörlüğü 5 yıl geciktirildiğinde bile küsmeyerek, Ankara’ya Bakanlık bünyesinde çalışmaya davet edildiğinde gitmeyerek Üniversitedeki görevine devam etti. Biz Abimi yoğun çalışan biri olarak biliyorduk hep. Bir gün o acı haberi alıp cenazesinde o kalabalığı görünce, hatta Japonya’dan bile kalkıp gelenleri gördüğümüzde, biz Abimizi o gün tanımış olduk.” dedi.
Korgan Mecmuası
Prof. Dr. Erdoğan OKUŞ'un Kariyeri
- * 01 Haziran 1962 yılında Ordu Korgan’ da Dünya’ya gelen Prof. Dr. Erdoğan OKUŞ, Lisans Eğitimini Ege Üniversitesi, Fen Fakültesi, Biyolojik Oşinografi Bölümünde 1980-1984 yılları arasında tamamladı.
- * 1985 yılında İstanbul Üniversitesi, Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsünde Araştırma Görevlisi olarak göreve başlayan Prof. Dr. Erdoğan OKUŞ, aynı yıl başladığı Yüksek Lisans eğitimini 1987 yılında tamamladı.
- * Doktora Eğitimini 1989-1993 yılları arasında İngiltere’ de University of Wales, University College of Swansea, School of Biological Sciences, Marine Biology Department’da tamamlayıp yurda döndü.
- * 1998 yılına kadar Yardımcı Doçent olarak görev yapan Prof. Dr. Erdoğan OKUŞ, 20.11.1998 tarihinde Deniz Biyolojisi Doçenti oldu.
- * 13.03.2006 tarihinde İstanbul Üniversitesi Senatosu tarafından Profesör olarak kadroya atandı.
- * Meslek hayatı boyunca pek çok deniz araştırması gerçekleştirmiş olan Prof. Dr. Erdoğan OKUŞ, Türk Deniz Bilimleri Camiasının ilk şehididir.
* İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsünün akademik personeli iken aramızdan ayrılan Prof. Dr. Erdoğan OKUŞ’un ismi daha önce kendisinin birçok çalışma sürdürdüğü “Deniz Araştırmaları Laboratuvarı’na” verildi.



