Bugün yaşlı kuşakların hafızasında “cızlavet”, “cislavet” ya da “kara lastik” adıyla yaşayan Gislaved lastik ayakkabıları, bir dönemin Anadolu kırsal hayatının en önemli eşyalarından biriydi. Hikâyenin başlangıcı ise Türkiye’den çok uzakta, İsveç’in Gislaved kentinde başladı. 1893 yılında Carl ve Wilhelm Gislow kardeşler tarafından kurulan işletme, başlangıçta çeşitli kauçuk ürünleri üretiyordu. Top, bisiklet iç lastiği, conta ve galoş gibi ürünlerin ardından otomobil lastiği ve farklı teknik kauçuk ürünleri de üretim yelpazesine girdi.

Türkiye’de ise Gislaved adı özellikle kauçuktan üretilen dayanıklı lastik ayakkabılarla özdeşleşti. Zaman içerisinde markanın adı, ürünün kendisini ifade eden genel bir kelimeye dönüştü. Böylece “Gislaved” markalı olsun veya olmasın, benzer özellikteki siyah kauçuk ayakkabılar halk arasında “cızlavet” ya da “kara lastik” olarak anılmaya başladı.

Tarladan Ormana, Köy Yolundan Okula Çarık Sonrası Devrim ; Kara Lastik

Kara lastiğin Anadolu’da yaygınlaşmasının en önemli nedenlerinden biri, kırsal hayatın şartlarına uygun olmasıydı. Deri ayakkabıların pahalı olduğu ve her mevsim kullanılamadığı dönemlerde kara lastik, daha ulaşılabilir bir seçenekti. Yağmur, çamur ve toprakla iç içe yaşayan köylüler için temizlenmesi kolay, dayanıklı ve pratikti. Çarık kullanılan coğrafyada lastik adeta bir devrim olmuştu.

Tarlaya giden çiftçinin, hayvan otlatan çocuğun, odun toplamaya çıkan köylünün ayağında kara lastik vardı. Köy yollarının çamurla kaplandığı yağışlı günlerde, ayakkabının dayanıklılığı büyük önem taşıyordu. Bu nedenle kara lastik kısa sürede yalnızca bir ayakkabı değil, Anadolu köylüsünün gündelik hayatının ayrılmaz bir parçası haline geldi.

Karadeniz Coğrafyasının Zorlu Koşullarında Sahiplenildi

1930'lardan sonra Ülkemize giren "gislaved" 1950'lerden sonra da Bölgemizde yaygınlaştı. Kara lastiğin Karadeniz’deki hikâyesi ise bölgenin coğrafyasıyla yakından ilişkiliydi. Bol yağış alan, yokuşlu ve çamurlu köy yollarının bulunduğu Karadeniz’de ayakkabı seçimi günlük hayatın önemli meselelerinden biriydi. Fındık bahçelerinde, mısır tarlalarında, orman yollarında ve hayvanların peşinde kara lastik kullanılıyordu.

Özellikle köy çocukları için kara lastik, okul yolunun da bir parçasıydı. Sabah evden çıkıp kilometrelerce yürüyerek okula giden çocukların ayaklarında çoğu zaman bu siyah lastikler bulunuyordu. Yazın sıcakta, kışın soğukta ve yağmurda giyilen kara lastik, çocukluk hatıralarının da unutulmaz ayrıntılarından biri oldu.

Korgan’da Bir Dönemin Çocukluk Hatıraları

Korgan’da da kara lastiğin hikâyesi, Karadeniz’in diğer dağlık yerleşimleriyle benzerlik taşıyordu. İlçenin köylerinde yağmur, çamur, yokuş ve uzun mesafeler günlük hayatın doğal parçalarıydı. Bu şartlar altında kara lastik, özellikle dar gelirli aileler için önemli bir ihtiyaçtı.

Köyden ilçe merkezine, tarladan eve, evden okula uzanan yollarda kara lastikler kullanıldı. Korganlıların hafızasında “cızlavet” kelimesinin bugün hâlâ özel bir karşılığı bulunmasının nedeni de budur. Çünkü bu ayakkabı yalnızca ayağa giyilen bir eşya değildi; çocukluğun, köy hayatının ve zorlu yaşam şartlarının sessiz tanığıydı.

Bugün modern ayakkabılar kara lastiğin yerini çoktan aldı. Ancak Korgan’ın eski kuşakları için o siyah lastikler, çamurlu köy yollarında yürüyen çocukları, fındık bahçelerinde çalışan insanları ve yağmur altında sürdürülen köy hayatını hatırlatıyor. Gislaved’in hikâyesi böylece İsveç’te başlayan bir sanayi hikâyesinden Anadolu’ya, Karadeniz’e ve Korgan’ın köylerine kadar uzanan küçük ama önemli bir kültürel mirasa dönüşüyor.

Korgan Mecmuası