16 Haziran 1997’de dünya hayatına veda eden İlçemizin manevi önderlerinden Kiraz Hoca’nın (Mehmet Akkiraz) hayatını, davasını ve karakterini hem oğul gözüyle hem de tarihi gerçeklerle Korgan Mecmuası olarak İsmail Hakkı Akkiraz ile konuştuk.
Korgan Mecmuası: Efendim, Milli Görüş lideri merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocanın "Emsali az bulunan, farklı bir insandı" diyerek andığı babanız Mehmet Akkiraz Hocamızla ilgili konuşacağız. Bizlere öncelikle Kiraz Hoca’nın çocukluğunu, kökenlerini ve "Kiraz" lakabının nereden geldiğini anlatır mısınız?
İsmail Hakkı Akkiraz: Bismillahirrahmanirrahim. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamt, Peygamberimize salât ve selam olsun. Babamı, Kiraz Hoca’yı anlatmak gerçekten zor, kelimeler bazen yetersiz kalıyor. Kendisi II. Abdülhamid Han’ın saltanatının 25. yılında, yani Miladi 1900 (Hicri 1316) yılında Korgan’da doğdu. Ailemiz çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşırdı; babam da çocukluğunu çobanlık yaparak, dedeme yardım ederek geçirdi.
"Kiraz" lakabına ve soyadımıza gelince; babamın büyük anası Zarife Hanım, çevresinde çok saygın, sözü dinlenen bir hanımdı. Ona yörede "Kiraz Hanım" derlerdi. Ailemiz, soyadı kanunu çıktığında bu aziz hanımın şöhretinden mülhem "Akkiraz" soyadını seçmiştir. Babam 14’ünde Cihan Harbi’ni, 19’unda Milli Mücadele’yi görmüş, Cumhuriyet’in kuruluşuna ve ülkemizin en sıkıntılı dönemlerine tanıklık etmiş çilekeş bir neslin temsilcisidir.
Korgan Mecmuası: Böylesine çalkantılı bir dönemde yetişen Kiraz Hoca’nın eğitim hayatı nasıl şekillendi? O dönemin zorlu şartlarında ilim tahsilini nasıl gerçekleştirdi? Kimlerden ilim tahsil etti?
İsmail Hakkı Akkiraz: Dedem Hasan Efendi ilme çok meraklıydı, babamın okumasını çok istiyordu. Hatta vefat ettiği 1914 yılına kadar babamla yakından ilgilenmiş, söğüt ağacından ona cüz yapmıştı. Dedemin vefatından sonra babaannem Müsep Hanım bu vazifeyi omuzladı. Babam, mahalli hocaların yanı sıra dayısı Poyraz İmam Mehmet Efendi’den dersler aldı.
1920 yılında bir hastalık sebebiyle askerliği tecil edilince, sıhhatine kavuşur kavuşmaz Fizme’nin Akdana mahallesinde "Abdi Hoca" olarak tanınan Abdurrahman Hilmi Bilici’nin medresesine kaydoldu. 3 Mart 1924’te medreseler kapatılıncaya kadar orada alet ve şer’i ilimleri tahsil etti. Kur’an derslerini ise askerlik döneminde Mısır’da bulunmuş, yörenin tanınmış âlimlerinden Ağacaalanlı Kayaoğlu Yusuf Efendi’den aldı. Kur’an-ı Kerim’i fevkalâde güzel okurdu.
Korgan Mecmuası: Rahmetli Kiraz Hocanın manevi ilimlere, tasavvufa yöneldiğini ve bir de Sivas ile ilgili yolculuğunun olduğunu biliyoruz. Bu bir nevi manevi yolculuk nasıl başladı, bizlere bilgi verebilir misiniz?
İsmail Hakkı Akkiraz: Babam medrese eğitimini tamamlayınca manevi ilimlerde de derinleşmek istiyor. Çok sevdiği hocası Abdi Hoca’ya gidip rehberlik istiyor. Hocası ise "Benim bu alanda şu an icazetim yok, sen Sivas’a git, aradığını orada bulursun" diyerek onu Sivas’taki tasavvuf büyüklerine müntesip olan Hamit Hoca’ya yönlendiriyor.
Babam, Hamit Hoca ve eşiyle birlikte Sivas’a giderek Mustafa Tâki Efendi’ye intisap ediyor. Mustafa Tâki Efendi, Nakşi geleneğinin çok büyük bir mürşidiydi. Aynı zamanda I. Meclis’te Sivas milletvekiliydi; Mehmet Akif ve diğer şuurlu zatlarla birlikte hareket etmişti. O dönem meclistekiler onun için "O olmasaydı biz bu mecliste imanımızı koruyamazdık" derlerdi. Babam onun yanında kalıp sülukünü tamamladı. 1925’te Mustafa Tâki Efendi vefat edince, onun halifesi İhramcızade İsmail Hakkı Toprak Efendi’ye bağlandı ve 1969’a kadar onun talebesi oldu. İhramcızade’nin vefatından sonra da onun görevlendirmesiyle Karadeniz bölgesinde irşad faaliyetlerine başladı.
Korgan Mecmuası: Kiraz Hoca sadece camide, kürsüde bulunan bir önder değil halkın içinde ve Bölgesinin sorunları ve çözümleriyle de liderlik yaptığı ifade ediliyor. Bu hususta yaptığı çalışmalar nelerdir? Söz gelimi bir alimin bu yönünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
İsmail Hakkı Akkiraz: Çok doğru. Babam din hizmetini sadece namaz kıldırmaktan ibaret görmezdi. 1952-1973 yılları arasında Korgan Merkez Camii imam hatipliğini yürüttü ama bunun yanında bölgenin maddi kalkınması için de ter döktü. Yakın arkadaşı Köprücü Şükrü Efendi ile birlikte Ordu yöresinde en az 10-15 tane köprü inşa ettiler.
Devlet erkanıyla arası da çok iyiydi. Bunu iki şey için önemserdi: Birincisi, yöneticilere manevi telkinlerde bulunarak onları hayra yönlendirmek; ikincisi ise devletin gücünü arkasına alarak millete hizmet, yol, köprü götürmek. Nerede bir çocuk görse çağırır, namaz suresi ezberletir, harçlık verirdi. Hayatını "Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir" hadisine adamıştı.
Korgan Mecmuası: Yaşadığı, ilim gördüğü, mücadele ettiği yıllar Ülkemizin ve Bölgemizin içinden geçtiği zor zamanların da dönemiydi. Hemen yanıbaşımızda özellikle 12 Eylül dönemi gibi toplumsal olaylardaki tavrı için için ne söyleyebiliriz ?
İsmail Hakkı Akkiraz: O dönem Fatsa ve civarında çok ciddi terör olayları, ideolojik kavgalar vardı. Bizim bir ağabeyimiz de bu terör ortamında hedef oldu ve şehit düştü. Acımız çok büyüktü. Kiraz Hoca musallanın başına geçti ve tarihi bir konuşma yaptı. Dedi ki:
"Bu musallada yatan benim evladımdır. Buna kurşun atanları da biz biliyoruz. Bizim onların şahıslarıyla bir meselemiz olmaz. Gelsinler, hidayet bulsunlar, İslam’a hizmet etmeleri koşuluyla ben onları affetmeye hazırım."
İşte babam bu kadar metanetli, davasının büyüklüğünü şahsi acılarının üstünde tutan bir insandı. Kin gütmez, hidayet arardı.
Korgan Mecmuası: Rahmetli Kiraz Hocanın bir de siyasi yönü vardı. Özellikle Merhum Başbakanlarımızdan Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile olan ilişkisi o dönemin fotoğraf karelerine de yansımıştı. Kiraz Hocanın siyasi çizgisinden bahsedebilir misiniz ?
İsmail Hakkı Akkiraz: Onların arasındaki muhabbeti kelimelerle izah etmek gerçekten mümkün değil. Babam için Milli Görüş bir taraftarlık değil; bir ödev, bir kulluk ispatıydı. Bize hep "Bizim yolumuz iddia yolu değil, ispat yoludur. Allah’ın kuluysak bunu insanlığa hizmetle ispat edeceğiz" derdi. Bu şuurla, 1977 yılında, tam 77 yaşındayken MSP’nin Korgan İlçe Başkanlığı görevini üstlendi. Yaşına, hastalığına bakmadı.
Erbakan Hocamız Ordu’dan her geçişinde mutlaka babamı sorar, baş başa toplantılar yaparlardı. Ömürlerinin son döneminde Erbakan Hocamız Ordu’ya geleceğinde babam yürüme zorluğu çekiyordu. Yakınlarımız "Biz gidelim, siz kalıp dinlenin" deyince babam sinirlendi ve: "Biz oturduğumuz yerde mi misafirlerimizi karşılayacağız? Bu bizim edebimize, irfanımıza uygun düşmez. Ben de hazırlanıyorum, misafirimizi olması gereken yerde karşılayacağım" dedi. Karşılıklı muazzam bir sevgi ve saygı vardı. Erbakan Hoca ona İslam ümmetinin bir büyüğü, "Kırklardan biri" gözüyle bakardı; babam da Erbakan Hoca’yı İslam ümmetinin lideri, ilim ve irfan abidesi olarak görürdü. Bugünü düşündüğümüzde, bugünkü ahlaki yozlaşmayı gördüğümüzde, o büyüklerin arasındaki o nezih, o samimi ilişkiyi bugünkü insanların anlamlandırması gerçekten çok zor.
Korgan Mecmuası: 16 Haziran 1997’de bir Pazartesi günü aramızdan ayrıldı Kiraz Hoca. Vefatının seneidevriyesinde onu rahmetle anıyoruz. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
İsmail Hakkı Akkiraz: Babam takatinin sonuna kadar cihad etti ve 16 Haziran 1997 Pazartesi günü saat 11.45’te ruhunu teslim etti. Bizlere tertemiz bir miras, bükülmez bir irade bıraktı. Onu rahmet ve minnetle yad ediyorum. Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun...
Korgan Mecmuası