Turizm, bölgemizin kalkınması için kilit alanlardan bir alan. Bu alanda neler yapılabilir hususunu işin profesyoneliyle konuşmak istedik. Aslen Korgan'lı olan Sn. Nurettin İYİCE ile sohbetimize başlıyoruz.
1. Nurettin Bey, öncelikle sizi biraz tanıyarak başlayalım. Nurettin İyice kimdir? Ne iş yapar ve Korgan ile bağı nedir?
İlk ve orta öğrenimimi Almanya’da tamamladım. Mesleki eğitimimi ise Türk-Alman ortaklığıyla faaliyet gösteren OTAG Hotel Fachschule’de Turizm İşletmeciliği ve Otel Yönetimi alanında aldım. Otelcilik sektöründe stajyerlikten genel müdürlüğe kadar farklı kademelerde görev yaptım. Birçok otelin kuruluş ve operasyonel açılış süreçlerinde yer aldım.
Çeşitli mecralarda turizm, seyahat ve gastronomi üzerine yazılar kaleme alıyor; yerel yönetimlere, kurumlara ve özel kuruluşlara turizm alanında danışmanlık hizmetleri sunuyorum. Özellikle sürdürülebilir kırsal turizm ve yöresel turizm değerlerinin korunması konularında çalışmalar yürütüyor, engelli bireylerin tatil yapabilmelerine yönelik gönüllü faaliyetlerde bulunuyorum.
Korgan ile bağım, köklerimin dayandığı topraklara uzanıyor. Aşağı Kozpınar Mahallesi’ndenim. Sülalemiz, halk arasında Demirciler veya Demircioğulları olarak bilinir. Dedelerim merhum Mustafa Şükrü İyice ve merhum Ahmet Hamdi İyice, annem merhume Nimet İyice, babam ise merhum Sadık İyice’dir.
Korgan’da hiç yaşamadım; ancak köklerim o topraklara dayanıyor. Nadiren ziyaret ettiğim, her gittiğimde de kendimi mutlu hissettiğim bir yer. 1974’ten beri Samsun’un Canik ilçesinde yaşıyoruz. Ben ise yaklaşık 15 yıldır Denizli’nin Pamukkale ilçesinde ailemle birlikte yaşıyorum.
Bugün kendimi; turizm alanında faaliyet gösteren, yazan ve danışmanlık yapan bir turizm profesyoneli olarak tanımlıyorum.
2. Korgan denildiğinde sizin zihninizde nasıl bir turizm profili oluşuyor? Sizce Korgan’ı diğer Karadeniz ilçelerinden farklılaştırabilecek en önemli özellik nedir? Turizm ve konaklama sektöründeki çalışmalarınız Korgan’a ve Korgan’ın turizm potansiyeline bakışınızı nasıl şekillendiriyor?
Korgan; tertemiz havası, bozulmamış coğrafi dokusu, otantik yayla kültürü ve samimi insan yapısıyla kendine özgü bir Karadeniz coğrafyasıdır.
Bence Korgan, Korgan olarak kalmalıdır. Onu diğer destinasyonlardan ayıran en önemli özelliklerden biri, turizm endüstrisinin henüz bu doğal ve özgün yapıyı büyük ölçüde bozmamış olmasıdır.
Uzun yıllara dayanan otelcilik ve turizm işletmeciliği tecrübem bana, standart kitle turizminin doğayı nasıl tüketebildiğini açıkça gösterdi. Günümüz gezgini artık yalnızca büyük tesisleri ve beton yapıları aramıyor. Özgün hikâyeleri, temiz hava soluyabileceği coğrafyaları ve doğayla uyumlu yaşam alanlarını deneyimlemek istiyor.
Korgan’ın havası, doğal yapısı ve kadim kültürü bu arayışın karşılığını verebilecek önemli değerlere sahip. Buradaki potansiyeli koruyarak geliştirmek ise doğru planlama ve vizyon sahibi bir turizm anlayışı gerektiriyor.
3. Korgan’ın turizmde yalnızca günlük ziyaret edilen bir yer olmaktan çıkıp konaklamalı bir destinasyona dönüşmesi için hangi adımların atılması gerekiyor?
Bir coğrafyayı geçiş noktasından konaklama merkezine dönüştürmenin yolu, ziyaretçiye burada kalması için gerçek ve anlamlı nedenler sunmaktan geçer.
Yaylada uyanılan doğal bir sabah, yerel üretim süreçlerine katılım, doğa yürüyüşleri, fotoğraf rotaları ve yöresel yaşam deneyimleri bir arada kurgulanabilir.
Bunun yanında altyapının, temel konaklama standartlarının ve yönlendirme sistemlerinin geliştirilmesi gerekir. Hedef kitle ise klasik kitle turizminden ziyade bölgeye ve doğaya saygı duyan gezginler olmalıdır.
4. Bir turizm profesyoneli olarak baktığınızda, Korgan’da hangi konaklama modellerinin daha fazla karşılık bulacağını düşünüyorsunuz? Bungalov, butik tesis, yayla konaklaması veya farklı bir model mi?
Korgan’ın mimari dokusuna uymayan büyük beton yapılar, bölgenin karakterine zarar verebilir. Bu nedenle doğayla uyumlu ahşap bungalovlar, nitelikli butik tesisler, geleneksel yayla mimarisine uygun biçimde restore edilmiş köy evleri ve çiftlik turizmi modelleri daha doğru seçenekler olacaktır.
Burada önemli olan bir başka konu da yerel halkın sürecin dışında bırakılmamasıdır. Yerel halkın işletmeci, ortak veya üretici olarak aktif biçimde sürece katıldığı bir yapı kurulmalıdır.
Turizmden elde edilen ekonomik kazanç yalnızca dışarıdan gelen yatırımcılara aktarılacak, yerel halk ve köylü bu sürecin dışında bırakılacaksa, böyle bir turizmin Korgan’a gerçek anlamda fayda sağlayacağını düşünmüyorum.
Turizm, öncelikle yöre halkına ve üreten köylüye fayda sağlamalıdır. Aksi hâlde turizm uğruna özünü kaybeden bir coğrafya, zamanla kendi kimliğini de kaybedebilir.
5. Korgan’ın yayla kültürü, yerel yemekleri, tarımsal ürünleri ve gelenekleri turizmin bir parçası hâline getirilebilir mi? Özellikle gastronomi ve kültür turizmi açısından nasıl bir potansiyel görüyorsunuz?
Elbette getirilebilir. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir konu var. Korgan’a ait yöresel lezzetlerin büyük bölümünün yazılı reçetesi bulunmuyor. Bu tatlar; anneden kıza, babaanneden toruna, kayınvalideden geline, kısacası usta-çırak ilişkisi içinde kuşaktan kuşağa aktarılıyor.
Yöresellik kaybolduğunda, bu kadim tariflerin de zaman içinde unutulma riski var. Bu nedenle ata tohumlarının korunması, yöresel tariflerin kayıt altına alınması ve arşivlenmesi hem mutfak kültürümüzün yaşatılması hem de yöresel turizmin geliştirilmesi açısından büyük önem taşıyor.
İlçemizde yağlı güreşler ve benzeri panayırlar da yıllardır düzenleniyor. Ancak bu etkinliklerin daha profesyonel bir vizyonla ele alınması ve ulusal ölçekte tanıtılması gerektiğini düşünüyorum.
Adana ve Afyon’daki lezzet festivalleri ya da Ege’de düzenlenen ot festivalleri gibi örneklerden hareketle Korgan’ın endemik bitkileri, güreşleri, yöresel yaşamı ve geleneklerinden beslenen festivaller oluşturulabilir ve bunlar çok daha geniş kitlelere tanıtılabilir.
Bu çalışmalar yalnızca belediyenin imkânlarıyla sınırlı kalmamalı. Turizm acenteleri, turizm profesyonelleri, yerel üreticiler, sivil toplum kuruluşları ve medya ile birlikte profesyonel bir ekip çalışması yürütülmeli.
6. Korgan’ın, Perşembe Yaylası ve Ordu’nun diğer turizm noktalarıyla birlikte değerlendirilmesi sizce ilçeye nasıl bir avantaj sağlayabilir? Korgan için bir “turizm rotası” tasarlasanız bu rota nerelerden geçerdi?
Bölgesel kalkınma ancak ortak bir akılla mümkün olabilir.
Korgan; Fatsa ve Ünye sahil şeridinden başlayıp Korgan yaylaları üzerinden Perşembe Yaylası’na, oradan Gölköy ve Mesudiye’ye uzanan bir iç yayla koridorunun önemli merkezlerinden biri hâline gelebilir.
Böyle bir entegrasyon, Korgan’ın yalnızca geçiş yapılan bir yer olmaktan çıkıp konaklama ve deneyim duraklarından biri olmasını sağlayabilir.
Tasarlanacak bir turizm rotası; sahilin doğal güzelliklerinden başlayıp Korgan’ın otantik yaylalarına, oradan Perşembe Yaylası’nın mendereslerine uzanan; yerel üretim, yöresel lezzetler, doğa yürüyüşleri, fotoğraf rotaları ve tarihî değerleri kapsayan bütünleşik bir hat olmalıdır.
7. Bu minvalde yayla turizmini ve fırsatlarını konuşurken, son dönemlerde yoğun bir şekilde yaylalarda maden arama süreçleri görüyoruz. Korgan’ın yaylalarında yürütülen bu çalışmaların turizme yansıyacak olumsuzluklarına da dikkat edersek, nasıl bir sonuç ortaya çıkar?
Korgan yaylalarında yürütülen maden arama faaliyetlerine karşı duruşum son derece nettir. Bu konuda kesinlikle tarafsız değilim.
Maden aranan, toprağı ve doğal yapısı tahrip edilen bir yaylaya insanları gelip temiz havayı solumaya davet edemeyiz. Böyle bir çelişki kabul edilemez.
Sadece Korgan’da değil, ülkemizin dört bir yanında çevreye ve yöresel turizme zarar veren maden aramalarına karşı çıkan, yaşam alanlarını savunan herkesin ve bütün haklı seslerin yanındayım.
Vatan sevgisi, her şeyden önce toprak sevgisiyle ve o toprağın üzerindeki canlı yaşamını korumakla başlar. Yerin altındaki ekonomik arayış, yerin üstündeki ekolojik zenginlikten ve Korgan’ın temiz havasından daha değerli olamaz.
8. Sosyal medya, internet siteleri ve diğer dijital mecralarda Korgan hakkında paylaşılan bilgi, haber ve tanıtım içeriklerini nasıl buluyorsunuz? Sizce bu içerikler Korgan’ın tanıtımına ve Korgan markasının oluşmasına ne ölçüde katkı sağlıyor?
İnsanların Korgan’ı tanıtmak amacıyla iyi niyetle bir şeyler paylaşma isteğini elbette takdir ediyorum. Herkes bu topraklara katkı sunmak istiyor.
Ancak bugün baktığımızda ciddi bir dağınıklık görüyoruz. Birbirinden habersiz ve bağımsız yürütülen çok sayıda bireysel çaba var. Bu durum, ne yazık ki yalnızca içeriklerin değil, bu içerikleri üreten insanların da görünürlüğünü ve etki gücünü azaltıyor.
Daha fazla beğeni veya izlenme kaygısından ziyade, bu işin daha planlı, profesyonel ve ortak bir anlayışla yürütülmesi gerekiyor.
Tanıtım çalışmaları bireysel reflekslerle değil, güçlü bir ekip çalışması ve ortak bir zemin üzerinde yürütüldüğünde çok daha geniş kitlelere ulaşacaktır. O zaman hem Korgan markası hak ettiği değeri bulacak hem de bu işe emek veren insanlar çalışmalarının karşılığını daha nitelikli bir ilgiyle görecektir.
9. Turizmde tanıtım artık büyük ölçüde sosyal medya ve dijital içerikler üzerinden yapılıyor. Sizce Korgan kendisini dijital dünyada nasıl anlatmalı ve hangi hikâyeyi öne çıkarmalı?
Korgan’ı yalnızca yeşil bir doğa alanı olarak sunmak yeterli değil.
Anlatılması gereken asıl hikâye; insanın doğayla uyumlu yaşam ritmi, temiz havası, yerel üreticinin emeği, yaylaların sakinliği ve bölgenin kendine özgü kültürüdür.
Dijital mecralarda Korgan’ın dört mevsim yaşanabilecek, kalabalıktan uzak, doğayla baş başa kalınabilecek sakin bir destinasyon olduğu anlatılmalı.
İnsanlara yalnızca “gelin ve görün” demek yerine, “gelin, yaşayın ve hissedin” diyebilecek bir hikâye kurulmalı.
10. Turizmde büyüme beraberinde çevre ve yerel kültürün korunması meselesini de getiriyor. Korgan’ın doğal yapısını ve yayla kültürünü koruyarak turizmi geliştirmek için nasıl bir model uygulanmalı?
Öncelikle ekolojik taşıma kapasitesi gözetilmeli ve plansız yapılaşmaya kesinlikle izin verilmemeli.
Turizm doğru planlanmalı; elde edilen ekonomik değer dışarıdaki yatırımcılara değil, doğrudan köyde üreten yerel halka da yansıtılmalı.
Yerel halkın yalnızca seyirci olduğu bir turizm modeli Korgan için doğru model değildir. İnsanlar üretmeli, işletmeli, kazanmalı ve kendi kültürlerinin yaşatılmasına katkı sunmalı.
Sürdürülebilirlik temel ilkemiz, Korgan’ın özgün kalması ise en önemli kuralımız olmalıdır.
11. Korgan’ın turizm açısından önümüzdeki 5-10 yılını nasıl hayal ediyorsunuz? Bugün Korgan için tek bir turizm projesi gerçekleştirme imkânınız olsaydı, bu proje ne olurdu?
Önümüzdeki 5-10 yıllık süreçte Korgan’ın kitle turizminin kurbanı olmayan; sakin seyahat ve ekoturizm alanında Karadeniz’in örnek gösterilen destinasyonlarından biri olmasını hayal ediyorum.
Bugün Korgan için tek bir turizm projesi gerçekleştirme imkânım olsaydı, geleneksel mimariye uygun, sıfır atık prensibiyle çalışan, yerel mutfağın atölyeler aracılığıyla yaşatıldığı, yerel üreticinin sürece dâhil edildiği doğayla uyumlu bir eko-kültür ve gastronomi köyü projesini hayata geçirmek isterdim.
Böyle bir proje, Korgan’ın geçmişiyle geleceği arasında sağlam bir köprü kurabilir.
12. Son olarak, Korgan Mecmuası hakkında görüşlerinizle söyleşimizi sonlandırabiliriz. Ne düşünüyorsunuz?
Korgan Mecmuası, geçmişten bugüne taşıdığı içeriklerle çok önemli bir arşiv niteliği taşıyor.
Bölgeye atanan yerel yöneticilerin, görev yaptıkları yeri daha iyi tanımaları, geçmişini anlamaları ve bölgede yapılacak arşiv çalışmalarına kaynak oluşturabilmeleri açısından bu tür yayınları mutlaka takip etmeleri gerektiğini düşünüyorum.
Bu kıymetli kaynağın ve yayın organı Korgan Mecmuası’nın ortaya çıkmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Bu vesileyle Korgan’da ve Korgan dışında yaşayan tüm tanıdığım, tanımadığım, henüz tanışma fırsatı bulamadığım akrabalarıma ve hemşerilerime saygılarımı ve selamlarımı sunuyorum.
Korgan Mecmuası
Nurettin İyice Kimdir ?
1967 yılında Korganlı bir ailenin oğlu olarak İstanbul’da doğan Nurettin İyice, 1988 yılında turizm sektörünün önemli eğitim kurumlarından biri olan, uluslararası alanda eğitim veren özel bir okul statüsündeki OTAG Hotel Fachschule’nin Tourismusbetriebswirtschaft / Hotelmanagement bölümünden mezun olmuştur.
Turizm sektöründe otel kurulumu, açılış süreçleri, işletme yönetimi, satış-pazarlama, destinasyon geliştirme ve konsept yönetimi alanlarında 35 yılı aşkın bir mesleki geçmişe sahiptir. Kariyeri boyunca butik otellerden büyük ölçekli tesislere kadar farklı işletmelerde üst düzey yöneticilik görevlerinde bulunmuş; gelir yönetimi, marka konumlandırma ve sürdürülebilir turizm uygulamaları üzerine çalışmalar yürütmüştür.
Türkiye'nin turizm değeri, Anadolu kültürünün geçmişten günümüze aktarımı ile turizmin gelişimi ve tanıtımı konusunda önemli çalışmalar yapmış; özellikle kırsal turizmin gelişmesinde, Anadolu insanının değerlerinin ve kadim kültürümüzün tanıtılmasında katkılar sunmuştur. Turizmle ilgili birçok organizasyona ve çeşitli toplantılara aktif olarak katılmaktadır. Ayrıca turizm sektörüyle alakalı sivil toplum kuruluşlarında, meslek odalarında ve kurum/kuruluşlarda gönüllü yönetici ve yönetim kurulu üyesi olarak görev almakta; benzer şekilde spor kulüplerinde de yönetim kurulu üyelikleri sürdürmektedir.
Mesleki kariyerini sürdürürken; engelsiz turizm, engelli bireylerin tatil yapabilmesi, doğa ve çevrecilik ile yeni turizm trendleri gibi alanlardaki çalışmalarına da halen devam etmektedir.
Mesleki faaliyetlerinin yanı sıra gastronomi, turizm ve seyahat dergisi Şehrin Lezzeti’nde turizm konsepti ve sektörel gelişmeler üzerine aylık yazılar kaleme almaktadır. Almanca ve İngilizce bilmektedir. Evli ve bir çocuk babasıdır.